23 Kasım 2013 Cumartesi
Keşkelerle devam eden bir hayat nasıl desem... Çok sevdiğin bir yemeği aşırı tuzlu olarak düşün yiyebileceğini düşünürsün ve bir kaç lokmadan sonra bırakırsın.Benim fikrimce aşırı tuz çarpıntı yapar misali hayatımıza ne kadar çok keşkelere yer verirsek devam etmemiz o kadar imkansızlaşır susuzluktan okyanusa atlasak yine de bir şeye benzemez bu hayat. Keşkeler yaşandı ve bitti.
20 Kasım 2013 Çarşamba
Kafanın içinde başlar sıkıntı. Gecelerin uykusuz gündüzlerin yorgun ve baş ağrısıyla geçer.Anlam da veremez kimse .Dışarıdan ne mükemmel bir insansındır. Kimseye bağlanmamak kimseyi sevmek kimseyle dost olmak istemezsin ve yine anlam veremezler neden yalnız olmayı sevdiğini.Kader çelişkili bir kavram.Biz kendi yönümüz doğrultusunda gideriz ve tercihlerimizin bizi nereye götüreceğini de bilemeyiz.Genel olarak tabi en kötü yolu ve yanlış insanları seçeriz .Kendimizi doğru bildiğimiz ama en çıkılmaz yollara sevk ederiz.Yani biz böyle söyleriz .Tanrı kavramına da inanmayız belki ama seçtiğimiz yanlışlarda bir şeyler varlığını hissettirir.Aslında kendimizdir yanlış olan .Hayatta hep bir şeyi unuturuz herkes kendisi için yaşar.Biz o yolu seçmeseydik kötü şeyler de olmayacaktı aslında .Bazende tek tesellimiz başka bir yolu yoktu demek olur.Hep bir yol vardır aslında .İlk önce kendinden bir şeyleri sonra çevrenden bir şeyleri ve sonrasında benliğinde ki her şeyi kaybetmeye başladığın anda kendini bulursun bir bakmışsın eski sen diye bir şey yokmuş aslında sen bencilsin masumiyetin yok ve kendini düşünüyorsun başkalarına bir şeyler katan sen artık başkalarından bir şeyler söker olmuşsun.Sanki senin kopardıkların gidenlerin yerini dolduracakmış gibi . Sonrasında düşünmeye başlarsın ben ne yaptım kendimi eski beni nasıl toplayacağım diye toparlayamazsın giden geri gelmez hesabı ...Öyle maskeler takarsın ki yüzüne herkese farklı oyunlar oynarsın kendine yaşattıklarının hıncını başkasından çıkartırsın.Artık sadece sen varsın dır.Eğer başkasını hayatına alırsan da tanrı adaletini gösterir aslında ben buradayım onlar yok sadece sen ve ben varız ve ben her seferinde seni sınarım . Bir süre isyan edersin ama sonradan yinede inandığın tek şey göremediğin bir varlık olur.Sonra yine düşünmeye devam edersin yine uyuyamazsın dostun sevgilin sırdaşın kendin olursun.
5 Kasım 2013 Salı
Sen, yıllar sonra benimle ilgili bir tek şunu söyleyebileceksin kendine utanarak;
Ben beni canından çok seven bir kadına ihanet ettim.
Üşüyen ellerini bıraktım
Yoluna çukur kazdım
O'na kendi bataklığımın rengini bulaştırdım
Bir uçurumun kenarından aşağı bıraktım
Tek isteği biraz huzur olan bir kadının ruhuna tecavüz ettim!
O'nu kırdım
Bacaklarımın arasından süzülüp gidecek bir kaç dakikalık zevk uğruna o'nu sattım
Ateşe verdim hayallerini
Sözümü tutmadım
Benim kanımı taşımış bir kadını üzdüm
Bütün dualara adımla başlayan bir kadına Allah'sızlığımı sundum
O'nu bir kez daha elimi uzatıp ayağa kaldıramayacak kadar uzağıma düşürdüm
En parçalandığı anlarda bile bana sarılan kadına sonsuz mutsuzluklar aşıladım
Yıllar sonra aklına geldiğimde bir tek şey kalmış olacak benden geriye,
Ben seni hiç kirletmedim
Tüm masumluğumu bıraktım avuçlarına!
Kimseyi sevmeden geldim ve kimseye gitmeden bekledim
Uzun uzun ağladım
Ağladıkça tükendim
Ben, beni en derinden yaraladığın anlarda bile kanadığım belli olmasın diye sana gülümsedim
Durup durup merak ettim
Senden sonra ölmek istedim
Senin en kabul edilemez suçlarına ortak oldum
Dudakların, dudaklarıma değer değmez sarhoş
Bir şeyler güzelleşti adım her diline değdiğinde
Bir şeyler tanrılığını ilan etti sen dizlerime koyunca başını
Bayram sabahını bekleyen çocuk heyecanı doldu ne baksan gözlerime
Yüzümdeki çizgileri ezberledim
Saçlarının kokusunu öptüm sen uyurken
Kardeşim
Abim
Babam
Oğlum
Sevgilimdin..
Ben seni en eksik yanlarımın yerine koydum,
nereden yoksunsam orayı seninle doldurdum
Yazık
Yetinemedin
Sen seni canından çok seven bir kadına ihanet ettin
Nursen Yıldırım
Ben beni canından çok seven bir kadına ihanet ettim.
Üşüyen ellerini bıraktım
Yoluna çukur kazdım
O'na kendi bataklığımın rengini bulaştırdım
Bir uçurumun kenarından aşağı bıraktım
Tek isteği biraz huzur olan bir kadının ruhuna tecavüz ettim!
O'nu kırdım
Bacaklarımın arasından süzülüp gidecek bir kaç dakikalık zevk uğruna o'nu sattım
Ateşe verdim hayallerini
Sözümü tutmadım
Benim kanımı taşımış bir kadını üzdüm
Bütün dualara adımla başlayan bir kadına Allah'sızlığımı sundum
O'nu bir kez daha elimi uzatıp ayağa kaldıramayacak kadar uzağıma düşürdüm
En parçalandığı anlarda bile bana sarılan kadına sonsuz mutsuzluklar aşıladım
Yıllar sonra aklına geldiğimde bir tek şey kalmış olacak benden geriye,
Ben seni hiç kirletmedim
Tüm masumluğumu bıraktım avuçlarına!
Kimseyi sevmeden geldim ve kimseye gitmeden bekledim
Uzun uzun ağladım
Ağladıkça tükendim
Ben, beni en derinden yaraladığın anlarda bile kanadığım belli olmasın diye sana gülümsedim
Durup durup merak ettim
Senden sonra ölmek istedim
Senin en kabul edilemez suçlarına ortak oldum
Dudakların, dudaklarıma değer değmez sarhoş
Bir şeyler güzelleşti adım her diline değdiğinde
Bir şeyler tanrılığını ilan etti sen dizlerime koyunca başını
Bayram sabahını bekleyen çocuk heyecanı doldu ne baksan gözlerime
Yüzümdeki çizgileri ezberledim
Saçlarının kokusunu öptüm sen uyurken
Kardeşim
Abim
Babam
Oğlum
Sevgilimdin..
Ben seni en eksik yanlarımın yerine koydum,
nereden yoksunsam orayı seninle doldurdum
Yazık
Yetinemedin
Sen seni canından çok seven bir kadına ihanet ettin
Nursen Yıldırım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)