İNTİHAR
Güçlüymüşsünüz rolü yapmak işe yarıyor.Bir süre sonra rolden çıkıp kendinizin gerçekten güçlü olduğunuza inanıyorsunuz. Ta ki gece gelene kadar... Gece karanlıkta yatarken her şey teker teker tekrar düşüyor aklınıza. Bir zamanlar intiharın sadece kaçmak olduğunu düşünürdüm.Şimdi anlıyorum. o ana karar verme noktasına geldiğinizde her şey siliniyor gözünüzden.hayattan, kendinden bıkabiliyormuş insan, ağlamak bile lüks olabiliyormuş.Elinde kalan bazen dolu gözler, akmayan yaşlar ve kaybedilmiş inanç oluyormuş çoğunlukla. Anlıyorum artık insanların neden kendilerinden kurtulmak için bu kadar acele ettiklerini.
Hepimizin içinde bir zamanlar olduğumuz o ürkek çocuk var. Bir şeyler anlatırken dudakları titreyen o ürkek kız çocuğu hayat sınavında oluyor bu kez. Karşılaştığımız her insan bir sınav, onları kırmadan kırılırken buz üstünde bir dengede yaşamaya çalışıyoruz. Giderek büyüyor içimizdeki buz kırıkları,kışlar gibi kopkoyu bir umutsuzlukla küçük parıltıların olduğu bir boşluktan ibaret oluyor hayat yavaş yavaş. Kendi sessizliğinin içinde bir ses olsun diye izlenmediği halde televizyon, dinlenmediği halde radyo açılıyor.
İnsanlar neden karanlıktan korkuyor biliyorum artık. Karanlıktan korkuyoruz çünkü yargılarımız, inançlarımız, içimizdeki her şey karanlıkta daha da kendine dönüyor. Dünyamız sadece kendimizden ibaret oluyor. O yüzden intihar hep karanlıklarda gelen bir düşünce oluyor. İntihar edenlerse hep karanlıkta kalıyor. Gecenin aydınlanmaya başladığı saatlerdeyse yeni bir geceye sayılıyor. Ve bir gün hayat belki diyoruz her zaman...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder